
Sevgili Mardinliler,Değerli kardeşlerim, Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum.
KIZILTEPE’YE, NUSAYBİN’E, MİDYAT’A, ÖMERLİ’YE, DERİK’E, MAZIDAĞI’NA, DARGEÇİT’E, SAVUR’A, YEŞİLLİ’YE sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
Bütün Mardin’i, Mardin’in yiğit, mert, asil insanlarını selamlıyorum.
Tarihin şehri, kültürün şehri, GECESİ DE, GÜNDÜZÜ DE GERDANLIK olan bu güzel şehri selamlıyorum.
Mardin’e gelip, buradaki havayı teneffüs edip, bir ömür boyu bu şehri özlememek mümkün mü?
Ne diyor şu Mardin türküsü?
“YOLA ÇIKTIM MARDİN’E
DÜŞTÜM SENİN DERDİNE
MEVLAM SABIRLAR VERSİN
MARDİN’İ ÖZLEYENE”
Bizim derdimiz milletimizin derdi. Sizin meseleleriniz, sizin sorunlarınız, sizin ihtiyaçlarınız, sizin arzularınız bizi yollara düşürdü.
Sizin aşkınız, sevdanız, ahde vefanız, hayır duanız bizi yollara düşürdü.
Tıpkı Aşık Veysel gibi; ‘ Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece’.
Biz, millete sevdalandık, biz hizmete sevdalandık, şu milletin yüzü gülsün, şu Mardin’in yüzü gülsün, çehresi değişsin diyerek yollara düştük.
Hiç kimse bizi diğer siyasi partilerle karıştırmasın, biz onlara benzemeyiz.
Bizim üzerimizde Diyarbakır’ın kokusu var.
Bizim üzerimizde Adıyaman’ın kokusu var.
Bizim üzerimizde Kahramanmaraş’ın kokusu var.
Bizim üzerimizde Edirne’nin kokusu var.
Bizim üzerimizde Van’ın Hakkari’nin kokusu var
Bizim üzerimizde Trabzon’un Samsun’un Sinop’un kokusu var.
Bizim üzerimizde Konya’nın Kayseri’nin Hatay’ın kokusu var.
Bizim üzerimizde Mardin’in kokusu var.
Bizim üzerimizde, karış karış dolaştığımız, Anadolu’nun, Trakya’nın kokusu var.
Benim Mardinli kardeşlerim, emek nedir, göz nuru nedir bilir…
Şu Mardin’in TELKARİ ustaları çok iyi bilir…
Onlar gümüşü, nasıl ince ince işliyorlarsa, biz de tüm Türkiye’yi her bir şehrimizi, her bir ilçemizi, beldemizi, köyümüzü, mezramızı ince ince, nakış nakış işliyor, geleceğe hazırlıyoruz.
Bakınız, Mardin için çok şey yaptık.
AK Parti İktidarı olarak, AK Parti Belediyeleri olarak Mardin’e çok şey kazandırdık.
Mardin bugün, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın yıldız şehirlerinden bir tanesi haline geldi.
Mardin adı artık bugün, Kudüs’le, Venedik’le birlikte dünyanın en tarihi şehirleri arasındaki haklı yerini aldı.
Ancak şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum:
2002 yılında, bundan yaklaşık 6,5 yıl önce Mardin’i ziyaret eden yerli-yabancı turist sayısı 50 bin kişi idi.
2008 yılında bu sayı tam 900 bin kişiye ulaştı. 50 bin nere 900 bin nere?
Sayı tam 18 kat arttı.2009 yılında tahminimiz 1 milyon 200 bin ziyaretçi.
Mardin bu seviyeye nasıl geldi? Mardin bu rekoru nasıl kırdı? Bakın ben söyleyeyim:
Mardin bu seviyeye huzurla geldi. Mardin bu seviyeye istikrarla geldi, güvenle geldi. Mardin bu güven ortamının, barış ortamının, kardeşlik ortamının tesis edilmesiyle geldi. Mardin bu seviyeye, çalışan, üreten, işbilen, ufuk sahibi, vizyon sahibi idareciler sayesinde geldi.
Mardin inşallah çok daha fazlasını başaracak. Mardin, ulaştığı seviyelerden çok daha yükseklere ulaşacaktır. Bundan endişeniz olmasın.
Değerli kardeşlerim,
Mardin, 7 bin yıldır kardeşliğin şehri, tam 7 bin yıldır barışın şehri, hoşgörünün şehri.
Tüm dünyayı gezin, bir Ortodoks Kilisesi ile Bir Katolik Kilisesi’nin, bitişik duvarlarla sırt sırta yükseldiği başka bir şehir bulamazsınız.
Müslümanın, Hristiyan’ın, Musevi’nin, Alevi’nin, Sünni’nin, Süryani’nin; bütün renklerin, bütün dillerin, dinlerin, renklerin bu kadar güzel kaynaştığı, bu kadar anlamlı kader birliği yaptığı bir şehir bulamazsınız.
Tüm inançların her gün, her hafta, barışa çağrı yaptığı bu kadar güzel bir şehir bulamazsınız.
Mardin bizim, sevgi medeniyetimizin, hoşgörü medeniyetimizin, barış medeniyetimizin abidesidir.
Mardin’den, Hatay’dan, İstanbul’dan, Türkiye’nin 81 vilayetinden aldığımız ilhamla Medeniyetler İttifakı diyoruz. Şu anda Türkiye Medeniyetler İttifakında İspanya ile birlikte eş başkan. Beraber yürütüyoruz bu işi. Beraber. Niçin? Çünkü Türkiye’de bu altyapı var. Niçin? Çünkü Türkiye’nin insanı barıştan yana, hoşgörüden yana. Bunu bildikleri için bu görev bize verildi.
Ulu Cami’den, Kasımiye Medresesi’nden aldığımız mesajla, DEYRUL ZAFERAN MANASTIRI’NDAN, MOR GABRİEL MANASTIRI’NDAN gördüklerimizle Medeniyetleri buluşturmaya çalışıyoruz.
İşte bunun için, dünya genelinde zulme karşı, haksızlığa karşı tutarlı bir tavır sergiliyoruz, insanlık vicdanının ortak diliyle konuşuyoruz.
Gürcistan’da barışın yanındayız.
Gazze’de barışın yanındayız.
Azerbaycan-Ermenistan arasında uzlaşmanın yanındayız.
Ortadoğu’da barışın, diyalogun yanındayız. Çünkü biz bir şeye inanmışız. Nedir o? İstiklal şairimizin ifade ettiği gibi
“Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem,
gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem,
biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım
boğamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam
hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir aşığım istiklale
bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale.
Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum.
Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim
adam aldırma da geç git diyemem
aldırırım çiğnerim çiğnenirim
hakkı tutar kaldırırım
zalimin hasmıyım amma severim mazlumu”
İşte değerli kardeşlerim bizler tarih boyunca zalimlerin karşısında durmuş mazlumun yanında yer almış bir ecdadın torunlarıyız. Tarihimize baktığımızda bunu görürüz. Dolayısıyla Selçuklu’da bunu görürüz, Osmanlı’da bunu görürüz, Cumhuriyetimizde bunu görürüz ve bundan sora da evvelallah bu yolda devam edeceğiz.
Bir yandan Avrupa Birliği yolunda kararlılıkla ilerliyor, hukuk noktasında, özgürlükler noktasında, insan hakları noktasında Avrupa standartlarını ülkemize taşıyor; bir yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde küresel barışa hizmet ediyoruz. 41 yıldır Türkiye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne üye olamadı. Ama iktidarımız döneminde 150 ülkenin desteğiyle birinci turda Türkiye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne geçici üye oldu.
Dikkat edin, son 6,5 yıldır dünyanın 5 kıtasında Türkiye konuşuluyor.
Dünya genelinde Türkiye örneği, Türkiye başarısı konuşuluyor.
Kabil’den Brüksel’e, Sana’dan Beyrut’a, Kahire’den New York’a, Ottava’ya kadar Türkiye’nin barışa yaptığı katkılar konuşuluyor.
Benim her bir vatandaşım, her bir kardeşim, yurtiçinde, yurtdışında, alnı ak, başı dik bir şekilde, gururla geziyor.
Benim her bir vatandaşım, Türkiye Cumhuriyeti Pasaportu’nu artık gururla taşıyor.
Türkiye bu noktalara geldi. Allah’ın izniyle daha da ileri seviyeleri yakalayacak, çok daha büyük hedeflere hep birlikte ulaşacağız.
Birliğimizi, bütünlüğümüzü muhafaza ederek, çok daha güzel günlere birlikte erişeceğiz.
Aramıza nifak sokmaya, bizi birbirimize düşürmeye, kardeşliğimizi sabote etmeye çalışanlara tek ses, tek yürek olarak en güzel cevabı vereceğiz.
Şu Mardin’in yaşadığı değişimi görüyorsunuz.
El birliği, gönül birliği, kader birliği yaptık, Mardin’i, Mardin’le birlikte 81 vilayetimizi, Diyarbakır’ı, Hakkari’yi, Van’ı, Muş’u, Bitlis’i güvene, istikrara, gelecek tasavvuruna, gelecek umuduna kavuşturduk, kavuşturuyoruz.
Ankara Mardin’e bin kilometre değil, binlerce kilometre uzaklıktaydı.
Ankara Mardin’e, Mardin’le birlikte 80 vilayetimize, duyarsız, kör, sağırdı.
Bu milletin, bu halkın talepleri, arzuları, ihtiyaçları Ankara’nın kör, sağır duvarlarını aşamıyordu.
Tüm o duvarları yıktık.
Senlik benlik kavgasını elimizin tersiyle ittik.
Ankara bugün yanıbaşındaki Kırıkkale’ye ne kadar yakınsa, Hakkari’ye o kadar yakın, Iğdır’a o kadar yakın, Edirne’ye, İzmir’e o kadar yakın, Ankara artık Mardin’e çok daha yakın.
BAKIN, TRT BU BÖLGENİN, BU BÖLGEDEKİ KARDEŞLERİMİN İHTİYACINA, ARZULARINA CEVAP VERECEK DEDİK. TRT 6 KANALI, 24 SAAT KÜRTÇE YAYINA BAŞLADI. BUNA KARŞI ÇIKTILAR. CHP’Sİ, MHP’Sİ, DTP’Sİ BUNA KARŞI ÇIKTILAR.
HER TÜRLÜ YENİLİĞE, HER TÜRLÜ REFORMA, MİLLETİMİN HER TÜRLÜ İHTİYACINA KARŞI ÇIKTIKLARI GİBİ BUNA DA KARŞI ÇIKTILAR.
BUNLAR, HAREKET EDEN, KIMILDAYAN, KIPIRDAYAN HER ŞEYDEN RAHATSIZ OLUYORLAR.
HER TÜRLÜ DEĞİŞİMDEN, HER TÜRLÜ REFORMDAN, MİLLET ADINA HER TÜRLÜ YENİLİKTEN RAHATSIZ OLUYORLAR.
Değerli kardeşlerim, bunlar STATÜKONUN DEĞİŞMESİNDEN, İSTİSMAR ALANLARININ ORTADAN KALKMASINDAN RAHATSIZ OLUYORLAR.
YOL YAPIYORUZ, RAHATSIZ OLUYORLAR. KÖPRÜ YAPIYORUZ RAHATSIZ OLUYORLAR. HASTANE YAPIYORUZ RAHATSIZ OLUYORLAR.
KÖYLERE, ŞEHİRLERE SU GÖTÜRÜYORUZ RAHATSIZ OLUYORLAR.
OKUL YAPIYORUZ, ÜNİVERSİTE AÇIYORUZ RAHATSIZ OLUYORLAR.
TÜRKİYE ÖZGÜRLEŞİYOR, TÜRKİYE BÜYÜK ÜLKE HALİNE GELİYOR, TÜRKİYE BÜYÜK DÜŞÜNÜYOR, RAHATSIZ OLUYORLAR.
KARDEŞLİĞİMİZ PEKİŞİYOR, ORTAK HEYECANLARIMIZDAN, ORTAK COŞKUMUZDAN, ORTAK VİZYONUMUZDAN RAHATSIZ OLUYORLAR.
ŞU MARDİN DEĞİŞİYOR, GELİŞİYOR, GÜZELLEŞİYOR, BUNDAN BİLE RAHATSIZ OLUYORLAR.
İSTEDİKLERİ KADAR RAHATSIZ OLSUNLAR, REFORMLARA DEVAM, TÜRKİYE’Yİ BÜYÜTMEYE DEVAM, SOFRADAKİ EKMEĞİMİZİ BÜYÜTMEYE DEVAM, MARDİN’İ BÜYÜTMEYE DEVAM.
DURMAK YOK, YOLA DEVAM diyoruz.
Sevgili kardeşlerim,
Bize küçük düşünmek yakışmaz.
Mardin’e küçük düşünmek yakışmaz.
7 bin yıllık bu şehre küçük düşünmek yakışmaz.
İşte onun için diyoruz ki:
SEN TÜRKİYE’SİN, BÜYÜK DÜŞÜN.
SEN MARDİN’SİN, BÜYÜK DÜŞÜN!
Değerli kardeşlerim,Sevgili Mardinliler…
Düşünün, Mardin, tarihteki en eski üniversite şehirlerinden biri. Peki bugüne kadar gelen iktidarlar özellikle CHP. Mecliste hep şöyle konuşurlar; biz Cumhuriyetin kuruluşundan daha eskiyiz. Yahu eskisin de sen bu ülkede ne yaptın önce onu söylesene. Soruyorum sizlere Sayın Baykal şu Mardin’e kaç kere geldi? Hiç geldi mi? Buranın yolunu biliyor mu? Başka ne söyleyeyim!
Peki Sayın Bahçeli buralara hiç geldi mi? Peki bu ülke, 780 bin kilometrekarelik bu topraklar bunların hizmet vermesi gereken yerler değil mi? Niye buraları tanımazlar? Bunlar bu ülkenin iktidarına talip değil mi? Bu nasıl siyaset? Siyaset sadece Türkiye’nin birkaç tane ilinde mi yapılır?
Hep söylüyorum bunlar Ankara’ya mahkum siyaset yaparlar. Ankara’nın dışına çıkamazlar. Onun için nereden bilecekte gelecek buraya üniversite kuracak. Hep seçimden seçime televizyonlarda konuşur bu beyler. Şimdi beni de televizyona davet ediyor. Mardin’e gel Mardin’e. Bırak televizyonu. Bak oy buradan çıkıyor. Bırakın gelmek korkarım buraların haritadaki yerini bilmezler.
Bu medeniyet şehrinde, bu tarih şehrinde, Daha önceki gelişimde söz verdim. Sizler üniversite dediniz bizler dedik ki imkanlarımızı hazırlayacağız, hazır olduğumuz zaman bunu yerine getireceğiz. Mardin’de üniversitemizi kurduk mu? Kurduk. Ama hepsinden de öte Japonya’da eğitimini tamamlamış bir hocamız da geldi, üniversitenin rektörlüğü görevini kabul etti.
Böylece, Mardin ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ, çok kısa bir sürede gelişmeye başladı büyüdü ve adından söz ettirmeye başladı. Bakınız, şu anda bir Kürt dili ve edebiyatı Bölümü açılması için çalışmalar yapılıyor.
Bununla kalmıyor, Üniversite bünyesinde bir Süryani dili ve edebiyatı bölümü açılması için de çalışmalar sürüyor.
Şu anda sadece İngiltere’de, Oxford Üniversitesi’nde böyle bir bölüm var, artık Mardin’de de olacak. Ardından Arapça, Farsça gelecek.
İnşallah, dünyanın en büyük, en tanınmış ŞARKİYAT ENSTİTÜSÜ Mardin’de kurulacak ve Mardin adını artık bilimle de duyuracak.
Olması gereken de bu!
Türkiye bu konuda geç bile kalmıştır. Şu eserleri görüyor musunuz? Tarih bu tarih, zenginlik bu. Bu zenginliğe sahip çıkmaya mecburuz. Bunları gölgelemeye, bunları lekelemeye kimsenin hakkı yok. Bunu yerine getirmeye mecburuz.
Mardin artık büyük düşünüyor. Mardin, tarihine, birikimine yakışanı, yaraşanı yapıyor.
Değerli kardeşlerim,
Biliyorsunuz tüm dünya küresel bir mali kriz sürecinden geçiyor.
Başta ABD, Avrupa Ülkeleri, Çin, Hindistan, Japonya gibi gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm ülkeler bu krizden az ya da çok nasibini alıyor.
Türkiye’de bu krizden etkileniyor. Ancak, krizin etkilerini asgari seviyede tutmak, Türkiye’nin krizden en az derecede etkilenmesini sağlamak için önlemler aldık.
Şu ana kadar 30′a yakın köklü önlemi uygulamaya başladık. Özellikle, işsizlik en önemli sorunumuz. Bunu aşabilmek için de bütün gayretimizle çalışıyoruz. Bazı destekleri işverene veriyoruz ki çalıştırdığı elemanlarını çıkarmasın.
Meslek kurslarıyla, Mardin’de olduğu gibi tüm Türkiye’de işsizlerimizi eğitiyor, kalifiye elaman haline getiriyoruz. Üstelik bu kursiyerlerin sigortasını yapıyor, aylık 360 TL burs veriyoruz.
Kısa çalışma ödeneğini çıkardık, işverenlere destek oluyor, işçi çıkarmasının önünü kesiyoruz.
İş-Kur, işsiz kalan vatandaşlarımızın mağduriyetini önlemek amacıyla işsizlik sigortası uygulamasını başarıyla yürütüyor.
Şimdi şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum:
Muhalefet nihayet Ankara’dan başını uzattı. Nihayet tezgahlarını açtılar.
Ne var ki, bu tezgahlarda yalan pazarlıyorlar, iftira pazarlıyorlar, gerçek dışı rakamlar pazarlıyorlar.
Son günlerde nereden bulduysa Sayın Baykal’ın eline kırtasiyeci dükkanından bir kırmızı dosya vermişler. Bu dosyacı muhalefetin dosyalarında iş yok, hizmet yok, proje yok, icraat yok. Muhalefetin dosyalarında yalan var, iftira var, karalama var. Yalanın, iftiranın, aldatmanın bini bir paraya kadar düştü.
Bol keseden dağıtıyor, akıllarına geleni tezgaha sürüyorlar. Aynen geçmişin komünist rejimlerinde olduğu gibi; İftira at tutmasa da iz bırakır. Mantık bu. Güneşi balçıkla sıvayamayacaksın Sayın Baykal. Boşuna uğraşıyorsun. Eğer belediye başkanlarımla bu kadar uğraşıyorsan varsa elinde bir bilgi belge zaten bunlar dokunulmaz değil git yargıya.
Niye yargıya gitmiyorsun? Yargının yolu sana açık git yargıya. Bak şu anda bizim müracaat edipte herhangi bir yanlışını duyduğumuz belediye başkanlarını biz partimizden ihraç ettik. Acaba sen kaç tane ihraç ettin bunu söyle. Sayın Baykal biz dosyacılık peşinde değiliz. Ama bir tanesini söyleyeyim ki bu çok önemli; hazinenin CHP’ye yaptığı yardımdan 1 trilyon parayı nereye götürdünüz?
Bak Anayasa Mahkemesi bu mahkumiyeti verdi. Sonra da 1 trilyonu sizden tahsil etti. Önce bunun hesabını verin. Tescillisiniz.
Buradan, Mardin Meydanı’ndaki şu coşkulu kalabalığın içinden sesleniyorum.
Türkiye’de İŞSİZLİK AK Parti iktidarında ortaya çıkmış bir mesele midir? Biz göreve geldik Türkiye’de işsizlik oranı 10.7 idi. Şimdi Amerika’dan gelen bu dalga bizi de biraz rahatsız etti. 1-2 puan arttı. Amerika’da 4 puan – 5 puan Avrupa’da hakeza öyle. Hepsi buna tedbir almaya çalışıyor. Bütün bunlar ortada iken durmadan bunu gündeme getirmek sadece bunun üzerinden siyaset yapmaktır. Bak ben burada söz veriyorum. Sayın Baykal, Sayın Bahçeli şunu söylüyorum; eğer işsizliğe bir çaren varsa açıkla. O çareyi yerine getirmeyen Tayyip Erdoğan varsa ben siyaseti bırakmaya hazırım. Ama çözüm üret. Eğer çözümün yoksa lüzumsuz yere konuşma. Zaten 29 Mart’ta boyunun posunun ölçüsünü alacaksın.
Değerli kardeşlerim, gerçekler ortada. Borç miktarları konusunda CHP’de , MHP’de doğru konuşmuyor. Şimdi size rakamlar vereceğim. Burada olanlar olmayanlara lütfen duyursunlar.
2000 yılında Türkiye’nin kamu net borç stoku 71 milyardı. Kim vardı iktidarda? DSP-MHP-ANAP vardı. Bu koalisyon döneminde bunu önce 160 milyar TL’ye, ardından 215 milyar TL’ye çıkardı. Bizim zamanımızda ise, 2005 yılından itibaren kamu net borç stoku ilk kez gerilemeye başladı. 2008 yılı 3′üncü çeyrek sonu itibariyle borcumuz 242 milyar TL. Bir başka ifade ile yüzde 65 kamu net borç stoku ile aldık, şu anda yüzde 25. Yani bu ne demek? 100 liranın 65 lirası borçtu, şimdi 25 liraya düştü. Dürüst davranalım, doğru olalım. Sayın Baykal bunları bil. Mesleğin avukatlık ama biraz da ekonomi öğren. Bak Sayın Bahçeli sen de bil!
İşi başka yere saptırmayın. Doğru olun, dürüst olun. Siyasette aslolan dürüstlüktür.
Bakınız biz göreve geldiğimizde Türkiye’nin gayrisafi yurtiçi hasılası 230 milyar dolardı. Biz buna 5 yıl içinde 520 milyar dolar ilave ettik. Şimdi 750 milyar dolar oldu. 79 senede 250 milyar dolar 6 senede 520 milyar dolar. Halep oradaysa arşın Mardin’de. Bu kadar basit.
Devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63. Şimdi nereye düştü? Gecelik faiz 11.5′e düştü.
Değerli kardeşlerim,
Enflasyon neydi? Yüzde 30. Sayın Bahçeli senin başında olduğun hükümetten aldık bunu, yüzde 30.
Şimdi nerede enflasyon? Tek haneli rakam 9.5.
Sayın Baykal 30′dan 9.5′a. Herhalde 30, 9,5′ten daha küçük değil. Bak nereden nereye düşürdük. Benim vatandaşımı enflasyona ezdirenler işte bunu görmeli.
Değerli kardeşlerim,
Sayın Baykal’a buradan bir daha sesleniyorum. Eski hazine müsteşarı şu anda senin milletvekilin. O sana göstersin nasıl internete girilir. Hazinenin web sayfasını açsın borç verilerine nasıl ulaşılır, o veriler nasıl okunur sana göstersin.
Ondan sonra çık halkın arasına, ve lütfen doğruyu söyle. Bakın Mardin’in güzel bir atasözü var:
KUŞ KAFASINDAN KAVURMA OLMAZ!
BUNLARDAN DA İKTİDAR OLMAZ.
BUGÜNE KADAR MİLLETİM BUNLARA TEK BAŞINA İKTİDAR VERDİ mi? Vermedi, vermez. Çünkü milletim bunları çok iyi tanıyor. Sayın Baykal bu ülkede bakanlık yaptı. Bakanlık yaptığı zaman, çiftçi kardeşim mazot kuyruklarında ne kadar bekledik? İstasyonlarda, benzin kuyruklarında az mı bekledik. Gazyağı kuyruğunda az mı bekledik. Hatırlayın. Bunların cemaziyülevvelini biz biliriz. Ben babamın elindeki karneyi bilirim, nüfus kağıdını bilirim. Bunları nasıl karneyle aldıklarını biliriz. Burada da aynı jenerasyondan olanlar, bizim büyüklerimiz de çok iyi bilir. Onun için CHP zihniyeti yokluk demektir. Orada bereket yok…
Değerli kardeşlerim şimdi ne yaptılar? Bu ara bunlar bir şey yaptılar muhalefet etmeyi yandaş medyalarına havale ettiler. Şimdi siyaseti de medya üzerinden yapmaya çalışıyorlar.
Biz medya siyaseti yapmıyoruz, biz millet siyaseti yapıyoruz.
Diyarbakır’da da söyledim. Yüreğin varsa Diyarbakır’a gel. Yüreğin varsa Mardin’e gel. Yüreğin varsa Batman’a gel meydanlarda konuş dedim.
Kameralara bakarak değil, bu milletin gözünün içine bakarak konuş…
Değerli Mardinliler,
Mardin için, 6,5 yıldır hükumette, 5 yıldır belediyelerimizde neler yaptık? bunu anlatmak isterim.
Eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ne yaptık? Bunları anlatmam lazım. Örneğin, benim Mardinli kardeşim artık okullarda sıralarının üzerinde kitaplarını ücretsiz olarak alıyor mu? Eğitimde engel yok dedik. Kardeşim fakir misin, yoksul musun? İlköğretimde erkek çocuğa 20 milyon kız çocuğa 25 milyon, ortaöğretimde erkek çocuğa 35 milyon kız çocuğa 45 milyon veriyoruz. Parayı kime veriyoruz? Anneye. Babaya vermiyoruz. Niye? Babaya versek duman olup gidecek. Onun için anneye ödüyoruz ki yerini bulsun. Ve bunu bilmeyen anneler lütfen valiliklere, kaymakamlıklara, milli eğitime müracaatınızı yapın ve bu hakkınızı alın. Bu bir lütuf değil. Bu sizin, hakkınızı gidin alın. Baykal’ın söylediği gibi de değil. Efendim bunlar bunu seçim zamanı yapıyor diyor. Biz bunları 5 yıldır yapıyoruz. Niçin? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti demokratik laik sosyal bir hukuk devleti. Sosyal devlet olmanın gereği budur. Sosyal devlet vatandaşını ihmal edemez. Gücü nispetinde ilgilenecek.
Mardin’in, Kızıltepe’nin, Nusaybin’in tüm okullarında gidin müracaatınız yapın.
Değerli kardeşlerim,
Yine bildiğiniz gibi üniversiteyle ilgili süreç hızla devam edecek. Yurtlarımızın öğrenci kapasitesini artırıyoruz. Yeni yurt yapımı hızla devam ediyor.
Değerli kardeşlerim,
Bakınız biz göreve geldik üniversite öğrencisinin aldığı burs 45 milyondu, şimdi 180 milyon alıyor. Nereden nereye…
Göreve geldiğimizden bu yana Mardin’e ne kadar derslik yaptık? Değerli kardeşlerim sadece Mardin’de yaptığımız derslik sayısı 1411.
Mardin’in okullarında çok az sayıda bilgisayar vardı. 6,5 yılda okullarımıza 2 bin 934 bilgisayar gönderdik. Bilişim teknolojisi sınıfları daha önce niye yoktu? Biz geldik ve açtık. Yani Batı’nın çocuklarında bilgisayar öğrenmek için imkan varda benim Mardin’deki yavrum niçin bilgisayar öğrenmesin? Ama şimdi öğreniyor. Nereye giderseniz gidin ilköğretimde orta öğretimde bilişim teknolojisi sınıfı var.
Bir diğer adım sağlıkta..
Sağlıkta ne yaptık? Önce hastaneleri birleştirdik. Artık SSK hastanesi, Emekli Sandığına bağlı hastane, devletin kuruluşlarına ait hastane ayrımı yok, onlar gitti. Şimdi hepsi birleşti. İstediğin hastaneye gidebiliyor musun? Gidebiliyorsun. Bunu başardık. Zengin gidiyor fakir gidemiyor, kalktı bunlar. Hepsine gidebiliyorsun. Bunu başardık. Ama biz bunu da yeterli görmüyoruz. Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz.
Ah benim Ayşe kardeşim, Fatma kardeşim Hasan Hüseyin Ahmet’im Mehmet’im sabah namazından sonra gider hastanede ilaç kuyruğuna girer miydin? Girerdin. ikisini alır ikisini alamazdın. Öyle mi? Sevgili kardeşlerim artık bu kuyruklar bitti mi? Bitti. İstediğini eczaneden ilacını alabiliyor musunuz?
Halep oradaysa arşın burada. Bunu bu iktidar sağladı. Ama onlar buna da karşı oldular.
Mardin’de Hükümetimiz Döneminde sağlık hizmetleri için 63 trilyon harcama yaptık.
Değerli kardeşlerim,
150 yataklı Merkez devlet hastanesi, 50 yataklı Derik devlet hastanesi, 30 yataklı Savur devlet hastanesi, 30 yataklı Ömerli devlet hastanesi, 30 yataklı Dargeçit hastanesi, 25 yataklı Mazıdağı devlet hastanesi, 5 sağlık ocağı ve 4 sağlık evini biz tamamladık, hizmete açtık.
Düşünebiliyor musunuz Merkez devlet hastanesinin yapımına 1991′de başlanmış. Diğer hastanelerimizin yapımına da 1995′te başlanmış, geldik bunları tamamladık.
Merkez devlet hastanesi ek binası ile 4 sağlık ocağımızın yapımına da biz başladık, süratle tamamladık, hizmete açtık.
200 yataklı Kızıltepe devlet hastanesi ve 150 yataklı Midyat Devlet hastanesinin yapımına geçen yıl başladık, önümüzdeki yıl bu hastaneleri bitirmeyi planlıyoruz.
Değerli kardeşlerim,
Devlet Hastanesi uzman hekim muayene odası sayısını 30′dan 96′ya çıkardık. Sağlık ocağı muayene oda sayısı 32 idi, 36′ya çıkardık. Sadece 2 ambulans vardı Mardin’de şimdi 11. Diyaliz cihaz sayısı sadece 9′du, şimdi 42.
Uzman hekim sayısını iki kata yakın artırdık, 87′ydi şimdi 170. Biz dertliyiz be… Bizim size sevdamız var…Aşkımız var.
İşte Adalet…
Kızıltepe adalet sarayını tamamladık, açtık. Midyat İlçe emniyet Müdürlüğü binasını tamamladık. Toplu konutta hamle üstüne hamleler yapıyoruz. Mardin’de bugüne kadar 1632 konutu tamamladık.
2 bin 450 konutla ilgili proje ve ihale çalışmalarımız da ayrıca devam ediyor. Bütün projelerimiz tamamlandığında Mardin’de toplam 4 bin 130 konut yapmış olacağız.
Değerli kardeşlerim, sosyal yardımlarda şu ana kadar Mardin’e 133 trilyon sosyal yardım yaptık. Bunlar kömür yardımlarıydı, kitap yardımlarıydı v.s.
Bütün bunların yanında 22 bin 600 aileye kömür yardımını sürdürüyoruz. Fakir fukara garip gurabanın yanında olacağız. Kömürünü sobasını vereceğiz.
Ulaştırmada…
2002 yılına kadar Mardin’e ne kadar duble yol yapılmış biliyor musunuz? 28 kilometre duble yol yapılmış. Biz ise 6 yılda ne kadar ilave ettik biliyor musunuz? 113 kilometre.
Değerli kardeşlerim yol medeniyettir. Yolun varsa medeniyim dersin, suyun varsa medeniyim diyebilirsin. Suyun yok yolun yok nasıl medeniyim diyeceksin? Hedefimiz inşallah benim vatandaşımın ayağı tamamen çamurdan kurtulacak. O günleri de göreceğiz, işte onun için KÖYDES’i BELDES’i başlattık.
On yıllardır el sürülmeyen Şenyurt-Nusaybin-Ceylanpınar Demiryolunu yeniledik.
Değerli kardeşlerim tarımda ne yaptık? Mardin’de tarımı, çiftçilerimizi ihmal etmedik.
2003-2008 döneminde Mardin’e 500 trilyon tarımsal destek verdik.
Nereye ne verdiğimize girmeyeceğim. Yani gübreydi mazottu prim desteğiydi v.s.
Değerli kardeşlerim bildiğiniz gibi en önemli sıkıntılardan birisi beyaz su olayıdır. Bu olayda geliştirildi ele alındı ve bu konuyla ilgili olarak da şu anda DSİ gerekli olan çalışmaları hızla devam ettiriyor. Mardin’in Nusaybin’in su sorununu çözmek için bu adımı attık ve şu anda beyaz su projesi hayata geçirildi. Tam 320 bin nüfusun 2040 yılına kadar su sorununu çözmüş oluyoruz.
Bakınız bir diğer önemli olay…Nedir bu? Ilısu Barajı. Şu anda Ilısu Barajı da hızla devam ediyor ve Ilısu Barajı bittiği zaman Türkiye’nin ikinci büyük barajı olacak. Hem su noktasında, hem elektrik noktasında Türkiye’nin ikinci dev yatırımı olacak. Burada hiçbir sıkıntımız yok. İnşallah bu proje hızla bitecek ve hayata geçecek.
Mardin’deki KÖYDES çalışmaları için 71 trilyon harcama yaptık.
Bu çalışmalar kapsamında, 1.062 kilometre asfalt, 457 kilometre stabilize, 17,5 kilometre beton yol yaptık.
Sevgili kardeşlerim, sevgili Mardinliler, bunlar Mardin’e kazandırdıklarımızın bir kısmı. 6.5 yılda yılların ihmaliyle mücadele ettik.
Sizin desteğinizle, sizin katkınızla, sizin hayır dualarınızla çıktığımız bu yolculuğa kararlı bir şekilde devam edeceğiz.
Durmak yok yola devam dedik. Durmak yok hizmete devam dedik ve Mardin’de Mehmet Beşir AYANOĞLU KARDEŞİMİ ADAY OLARAK GÖSTERDİK. Sağolsun Metin Pamukçu kardeşimizle bu süreci işlettik ve Metin Pamukçu kardeşimiz şimdi bayrağı Beşir kardeşime teslim ediyor ve Beşir kardeşimizle bu mücadeleyi omuz omuza sürdüreceğiz.
Bu mücadele AK Belediyecilik mücadelesidir. Bunu yapacağız.
Kendisi malum hukuk fakültesi mezunu, avukat. Dolayısıyla hak hukuk çerçevesi içerisinde yanında güçlendirilmiş kadrolarla birlikte buradaki hizmeti sürdürecek ve burada önemli bir adım atacağız. Nedir o?
Mardin’i güzelleştirme yolunda bilgisiyle, birikimiyle, tecrübesiyle çok önemli eserler ortaya koyacak.
Ben, bu vesileyle, Mardin Milletvekillerimize, Belediye Başkanlarımıza, il teşkilatımıza teşekkür ediyorum.
Sevgili Mardinliler,
Biz sizin emanetinize nasıl sadakatle bağlı kaldıysak, sizin emanetinizi nasıl yücelttiysek, inanıyorum ki, sizler de size emanet ettiğimiz adaylarımızın tümüne sahip çıkacaksınız.
Hem İl Belediye Başkanı adayımıza, hem de ilçe belediye başkan adaylarımıza eminim ki sahip çıkacaksınız.
Gelin bu medeniyet yolculuğuna kaldığımız yerden devam edelim. Gelin Türkiye’yi dünyanın zirvelerine taşıyalım. Gelin 29 Mart’ta mührü AK Parti’ye basalım, bu ülkenin mutlu ve müreffeh geleceğini hep birlikte inşa edelim.
Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet. Bu noktada hep birlikte bir şeyi birleştirmemiz lazım. Çünkü bizi birleştirecek olan bu. Tek bayrak diyeceğiz, Tek millet diyeceğiz, Tek devlet diyeceğiz, Tek vatan diyeceğiz ki bizi bölmek parçalamak isteyenler burada kurdukları tuzağa kendileri düşsün. Bunu başarmamız lazım. Çünkü birilerinin bu yaklaşım tarzı bizim için olumlu değildir.
GÜN BİRLİK VE BERABERLİK GÜNÜDÜR.
SON SÖZ SİZİN, KARAR SİZİN, BU ÜLKE HEPİMİZİN!
Onun için diyorum ki;
BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA,
BERABER ISLANDIK YAĞAN YAĞMURDA,
ŞİMDİ DİNLEDİĞİM TÜM ŞARKILARDA,
BİZE HER ŞEY SİZİ HATIRLATIYOR.
29 Mart hayırlı olsun. Günümüz kutlu olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun…